T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI dinarulukoyioo.k12.tr
Etkinlikler
Yazar Yönetici   
Cuma, 08 Mayıs 2009 13:40

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI 89.YILDÖNÜMÜ KUTLANDI

23 NİSAN 2009 PERŞEMBE günü 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 89.yıldönümünü

 neşeyle kutladık. Öğrencilerimizin hazırladıkları gösteriler, veliler tarafından büyük bir beğeni ile izlendi.

Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan kutlama törenlerini Okulumuz Öğretmeni Özlem ÖZGÜN'ün

günün anlam ve önemi ile ilgili 23 Nisan Çocuk Bayramı hakkında bir konuşma izledi. 

Günün anlam ve önemini anlatan şiirler okundu.  Öğrencilerimizin hazırlamış oldukları gösteriler, şiirler  ve

yarışmalar da törene renk kattı.

resimleri büyütmek için tıklayın resimleri büyütmek için tıklayın resimleri büyütmek için tıklayın

Not: Fotoğrafların devamı için TIKLAYIN.


resimleri büyütmek için tıklayın

Okulumuzda faaliyet göstermekte olan Satranç Kulübü'nün teşvikiyle yapılan

Geleneksel Satranç Turnuvası başarıyla tamamlandı.

 Birinci kademe ve ikinci kademe olarak iki ayrı grup halinde yapılan turnuvanın

sonuçları şu şekilde oldu :

 2. Kademe :  Şampiyon - Mustafa ÇELİK ( 8/A )

              İkinci - Osman BEYAZ ( 7/A )

             Üçüncü - Ayhan AKGÜL ( 6/A )

1. Kademe : Şampiyon - Ahmet ERDEM ( 5/A )

               İkinci - Harun Kürşat ATEŞ ( 4/A )

             Üçüncü - Cennet KARAGÖZ ( 4/A )

Dereceye giren öğrencilerimizin ödülleri

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda verilecektir.

resimleri büyütmek için tıklayın resimleri büyütmek için tıklayın resimleri büyütmek için tıklayın resimleri büyütmek için tıklayın

resimleri büyütmek için tıklayın resimleri büyütmek için tıklayın resimleri büyütmek için tıklayın resimleri büyütmek için tıklayın

resimleri büyütmek için tıklayın resimleri büyütmek için tıklayın resimleri büyütmek için tıklayın


resimleri büyütmek için tıklayın

18 Mart Çanakkale Zaferi Kutlamaları

18 Mart Çanakkale Zaferinin yıl dönümü okulumuzda yapılan etkinliklerle kutlandı.

Günün anlam ve önemini belirten yazıların okunmasından sonra program

 Tiyatro, Şiir ve oratoryo ile devam etti.

Bundan tam 94 yıl önce Türk tarihinin en şanlı sayfalarından biri yazıldı Çanakkale’de.

Dünyanın en büyük donanması ile Çanakkale Boğazı’na gelen dev armada,

Türk askerinin yüreğindeki vatan sevgisini bilmiyordu. Büyük gemilerine, sınırsız

 silahlarına karşı duracak tek bir yüreği vardı Mehmetçiğin.

resimleri büyütmek için tıklayın resimleri büyütmek için tıklayın resimleri büyütmek için tıklayın resimleri büyütmek için tıklayın resimleri büyütmek için tıklayın

 

ÇANAKKALE ZAFERİ (18 Mart)

Çanakkale Savaşları, 1. Dünya Savaşı’nın seyrini değiştiren, Türk’ün gücünü dünyaya

 bir daha duyuran, tarihe “ÇANAKKALE GEÇİLMEZ” sözünü yazdıran büyük bir destandır.

 1. Dünya Savaşı’nın başlarında İngilizler ve Fransızlar, İtilaf Devletlerinin üçüncüsü olan

 Ruslara yardım etmek için Çanakkale Boğazı’ndan geçip Karadeniz’e ulaşmayı planlamışlardı.

 Amaçlarından biri de İstanbul’u ve boğazları ele geçirmek, bu yolla Osmanlı Devleti’ni

etkisiz hale getirmekti. İngiliz ve Fransızlar bu düşünceyi gerçekleştirmek için kurdukları

güçlü donanma ile Çanakkale Boğazı önlerine geldiler. Türk mevzilerini yoğun bir top ateşine

 tuttuktan sonra boğazı geçmeye çalıştılar ( 18 Mart 1915). Ne var ki Türk topçusunun düşman

gemilerini bulan isabetli atışları ve Nusret Mayın Gemisi’nin boğaza yerleştirdiği mayınlar,

düşman filosunu geri çekilmek zorunda bıraktı. Bu arada düşman gemilerinden bir çoğu battı,

bazıları da kullanılamayacak duruma geldi. Düşman, Çanakkale Boğazı’ndan geçemeyeceğini anlayınca,

 Nisan 1915’te Gelibolu Yarımadası’na asker çıkardı. Amaçları, yarımadadaki Türk gücünü

 yok etmek ve boğazı denetimi altına almaktı. İngiliz, Fransız, Avustralya ve Yeni Zelanda askerlerinden

 oluşan 70 bin kişilik bir kuvvet; asker ve silah sayısı bakımından az, fakat kahramanlıkta eşsiz olan

 askerlerimize saldırdılar. Mustafa Kemal komutasında 19. Kolordu, bu güçlü orduyu Anafartalar,

Arıburnu ve Conkbayırı’nda dize getirdi. Çanakkale’nin geçilmez olduğunu anlayan düşman,

Gelibolu Yarımadası’nı boşaltmak zorunda kaldı (1916). Askerlerimizin, kendilerinden kat kat

güçlü düşmana karşı hem karada hem de denizde kazandığı bu zafer karşısında bütün dünya,

 Hayranlığını dile getirmiştir. Çanakkale Zaferi, her yılın 18 Mart’ında bütün yurtta kutlanmakta,

başta Mustafa Kemal olmak üzere, tüm komutanları ve 251 bin Mehmetçiğimizi saygıyla anmaktayız.

 

"KINALI ALİ"

Üsteğmen Faruk, cepheye yeni gelen askerleri denetlerken,

 bir yandan da onlarla sohbet ediyor, "Nerelisin?" gibi sorular soruyordu.

 Gözleri bir ara, saçının ortası sararmış bir delikanlıya takıldı.

Yanına çağırdı ve merakla sordu: "Adın ne senin evladım?"

"Ali, komutanım." "Nerelisin?" "Tokatlıyım, komutanım,

Tokat'ın Zile kazasındanım..." "Peki evladım, bu kafanın hali ne?

 Saçlarının ortası neden kırmızı boyalı böyle?" "Cepheye gelmeden önce,

anam saçıma kına yaktı komutanım. Neden yaktığını da bilmiyorum."

"Peki" dedi üsteğmen. "Gidebilirisin Kınalı Ali." O günden sonra Ali'nin adı,

 Kınalı Ali oldu. Cephede tüm arkadaşları Kınalı Ali demekle yetinmiyor,

 saçındaki kınayı da alay konusu yapıyorlardı. Kınalı Ali, arkadaşlarına karşı

 sevecen ve dürüst tutumu sayesinde, kısa sürede hepsinin sevgisini kazandı.

Bir gün memleketine mektup göndermek için arkadaşlarından yardım istedi.

"Anama, babama burada iyi olduğumu bildirmek istiyorum.

Ama okumam yazmam yok. Biriniz yardım edebilir misiniz?"

Biri değil, birçok arkadaşı yardıma geldi. "Sen söyle biz yazalım" dediler.

Kınalı Ali söylüyor, bir arkadaşı yazıyor, diğeri de söylenenlerin doğru yazılıp

yazılmadığını denetliyordu. "Sevgili anacığım, babacığım hasretle ellerinizden

 öperim. Ben burada çok iyiyim, beni sakın merak etmeyin."

Kız kardeşini, kendinden küçük erkek kardeşinin sağlığını ve hatırını

sorduktan sonra, köydeki herkesin burnunda tüttüğünü ve kimsenin kendisini

merak etmemesini söyledikten sonra, "Biz burada var oldukça bilesiniz ki

düşman bir adım bile ilerleyemeyecektir" cümlesi ile bitiriyordu.

Tam zarf kapatılırken, Ali, "İki üç satır daha ekleteceğini" söyleyerek,

mektubun sonuna şunları yazdırdı: "Anacığım, beni buraya gönderirken

kafama kına yaktın ama, burada komutanlarım da, arkadaşlarım da

benle hep dalga geçiyorlar. Cepheye gitmek sırası yakında inşallah

kardeşim Ahmet'e gelecek, Onu gönderirken sakın kına yakma saçına.

Burada onunla da dalga geçmesinler. Tekrar ellerinden öperim anacığım."

Gelibolu'da savaş giderek şiddetleniyordu. İngilizler, kesin sonuç almak

 için tüm güçleriyle yükleniyorlardı. Cephede savaşan askerlerimiz önceleri birer,

 birer, sonraları beşer, beşer, onar, onar şehit oluyorlardı. Gelibolu düşmek üzereydi.

Kınalı Ali'nin komutanı, bu durum karşısında çaresizdi. Kendi bölüğü henüz

sıcak temasa hazır değildi. Genç erlerine insan bedeninin süngü ve mermilerle

orak gibi biçildiği bu cepheye göndermek zorunda kalmaması için Allah'a dua ediyordu.


Komutanlarını düşünceli ve sıkıntılı gören Kınalı Ali ve arkadaşları,

komutanlarına gidip, ondan kendilerini cepheye göndermesini istediler.

Askerlerinin ısrarları üzerine komutanları daha fazla direnemedi ve ölüme gönderdiğini bile,

 bile bu isteklerini kabul etmek zorunda kaldı. Kınalı Ali ve arkadaşları,

sevinç çığlıkları atarak cepheye, bile bile ölüme gidiyorlardı. O gün güle oynaya

 Gelibolu cephesinde ölümle buluşacakları yere koşan Kınalı Ali'nin bölüğünden

tek kişi geri dönmedi. Gidenlerin tümü şehit olmuştu.

Bu olaydan kısa bir süre sonra Kınalı Ali'ye anne, babasından mektup geldi.

 Onun yerine komutanı aldı mektubu ve buruk bir ifade ile okumaya başladı.

Cepheye gitmeden önce arkadaşlarına yazdırdığı mektubuna aile adına babası yanıt veriyordu.

"Oğlum Ali, nasılsın, iyi misin? Gözlerinden öperim, selam ederim.

Öküzü sattık, parasının yarısını sana gönderiyoruz, yarısını da yakında cepheye

gidecek küçük kardeşine veriyoruz. Şimdi öküzün yerine tarlayı ben sürüyorum.

Fazla yorulmuyorum da. Sen sakın bizi düşünme." Babası mektupta köydeki herkesten

 akrabalarından haberler verdikten sonra "şimdi ananın sana diyeceği var" diyerek sözü

 ona bırakıyordu.Mektubun bundan sonraki bölümü Kınalı Ali'nin anasının ağzından yazılmıştı,

şöyle diyordu anası: "Oğlum Ali, yazmışsın ki, kafamdaki kınayla dalga geçtiler.

Kardeşime de yakma demişsin. Kardeşine de yaktım. Komutanlarına ve arkadaşlarına

söyle senle dalga geçmesinler. Bizde üç işe kına yakarlar;

1- Gelinlik kıza. Gitsin ailesine, çocuklarına kurban olsun diye.
2- Kurbanlık koça. Allah'a kurban olsun diye.
3- Askere giden yiğitlerimize.
Vatana kurban olsun diye.

 Gözlerinden öper, selam ederim. Allah'a emanet olun."


İSTİKLAL MARŞININ KABULÜ VE MEHMET AKİF ERSOY'U ANMA ETKİNLİKLERİ

resimleri büyütmek için tıklayın resimleri büyütmek için tıklayın resimleri büyütmek için tıklayın

12 Mart İstiklal Marşı'nın Kabulü kutlamaları okulumuzda çeşitli etkinliklerle gerçekleştirildi.

Öğrencilerimizin yaptığı konuşmalar,  okuduğu yazılar, şiirler ve oratoryo ile

coşkulu bir şekilde kutlandı.

Oratoryo Gösterisi Videosu

Kurtuluş Savaşı'nın başladığı yıllarda, cephedeki askerlerimizi coşturacak, onların 

morallerini yükseltip ulusal duygularını güçlendirecek bir ulusal marşın hazırlanması düşüncesi,

 Genelkurmay Başkanı Albay İsmet İnönü tarafından ortaya atıldı. Bunun üzerine Millî Eğitim

 Bakanlığı ödüllü bir yarışma açtı ve durumu tüm yurda duyurdu. Yarışmaya 724 şiir katıldı.

Değerlendirme komisyonu şiirlerin tamamını inceledikten sonra altı tane şiir, ulusal marş olmaya

uygun görülüp ayrıldı. Ancak yapılan değerlendirmede bu altı şiirin de ulusal marş olma

 niteliği taşımadığı sonucuna varıldı. Zamanın Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver,

 ulusal marşı Mehmet Akif Ersoy'un yazmasını istiyordu. Oysa Mehmet Akif, ucunda

 para ödülü olduğu için yarışmaya katılmamıştı. Ulusal marş niteliği taşıyan

 bir şiirin bulunamaması üzerine dostları devreye sokularak Mehmet Akif ikna edilmeye çalışıldı.

 Sonunda para ödülünün kaldırıldığı konusunda güvence verilince Mehmet Akif,

marşı yazmayı kabul etti. Daha önce ayrılan altı şiirle Mehmet Akif'in yazdığı şiir

 arasında yapılan değerlendirmede Akif'in şiiri birinci oldu. Mehmet Akif,

doğrusunu söylemek gerekirse İstiklâl Marşı' mızı yazabilecek tek değilse bile en ideal insandı.

 Şiiri toplum için ve bir dava adına yazan, ama şiiri şiir yapan özelliklerden feragat etmeyen,

Türkçe'nin bütün nüanslarını ve imkanlarını ustalıkla kullanan, çağının tanığı ve vicdanı olan

 bir şairden daha iyi kim yazabilirdi böyle bir marşı? Akif' in şiir anlayışı ve şiir gücü kadar ancak

 bir sosyologda bulunabilecek bütünü ve ayrıntıları yakalayabilen gözlem gücü İstiklâl Marşını

bu denli etkili bir milli mutabakat metni haline getiren en önemli belgedir. İstiklâl Marşı' nın şairi

olarak Mehmet Akif 'in bir başka önemli özelliği de sarsılmaz bir iman ve dava adamı olduğu

 kadar tam bir erdem kahramanı olmasıdır. Türk Şiiri'nde bu kadar kendi kendisi olabilen, yüksek

 ahlâk sahibi, mütevazi ve ilkeli, entelektüel kapasitesi son derece yüksek, yaşadığı dünyanın

farkında bir başka şair zor bulunur. Akif aynı zamanda bir Milli Mücadele kahramanıdır.

 Akif, Milli Mücadeleye katılmak için uzun ve tehlikeli bir yolculuktan sonra Ankara'ya gelir.

Yüreğindeki iman ve umudu cami kürsülerinden, eşraf ziyaretlerine kadar,

sohbet, vaaz, davet, düzyazı ve şiirle haykırır. Milli Dünyada İstiklâl Marşı yazan şairler içinde;

hem milletinin  var olma mücadelesine katılmış bir kahraman, hem milletinin dilini bu kadar iyi

kullanan bir yazar hem büyük bir entelektüel, çağının tanığı ve vicdanı olan bir aydın,

hem toplumunun değerlerini ve kişisel ahlakını sağlam bir  ilkelilikle kendi

şahsında bütünlemiş bir ahlak adamı, hem İstiklâl Marşını arzu ve talep eden Meclisin üyesi

bir milletvekili hem de İstiklâl Marşı'nı yazmadan önce de ülkesinin büyük bir şairi olarak tanınan

ve bütün bu özellikleri kendi şahsında toplamış başka biri yoktur.

İstiklâl Marşı

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl...
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,
Her cerihamdan, ilâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerret gibi yerden naşım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl

Mehmet Akif ERSOY


 

Askere Gidecek Öğretmen'e Veda

Okulumuz sözleşmeli Türkçe öğretmeni Refik ŞEN Vatani görevini yapmak için ayrılacak olmasından,

Refik öğretmenimize vatani görevinde başarılar dileriz..





 

Öğretmenler günü okulumuzda coşkuyla kutlandı

24 kasım öğretmenler günü okulumuzda kutlandı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından günün anlam ve

önemini belirten konuşmayı okulumuz müdür yardımcısı Şerife KAHRAMAN yaptı.

Öğrenciler tarafından şiirler ve konuşmaların yanısıra orotoryo gösterisi yapıldı.

4/A Sınıfı, öğretmenleri Levent YILMAZ'a sürpriz yaparak pastalı kutlama yapmışlardır.



 

10 KASIM ULU ÖNDER ATATÜRK’Ü ANMA TÖRENİ

              Aramızdan ayrılışının 70.yılında Ulu Önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK' ü büyük bir özlemle ve saygıyla anıyoruz.

Yazan:L.YILMAZ


 

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLANDI

              Cumhuriyet Bayramı ve Cumhuriyetimizin 85. yıldönümü okulumuzda coşku ile kutlandı.Kutlamalar sabah saat 09.15 de öğrencilerimizin beldemizde bando eşliği ile açılış yürüyüşü ile başladı.

Beldemiz Cumhuriyet Meydanı'nda kortej yerini aldıktan sonra Atatürk ve aziz şehitlerimizin anısına 1 dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın söylenmesi ile başladı.

             Programın sunuculuğunu Türkçe öğretmeni Refik ŞEN ve 2. Sınıf Öğretmeni Necmiye ERDİK yaptılar. Matematik öğretmeni Nihal ALNIAK’ ın günün anlam ve önemini belirten konuşmasının yanı sıra

Cumhuriyet Bayramı ile ilgili şiirlerin okunması ile Anasınıfı öğrencileri, 4. sınıf öğrencileri , 6. sınıf öğrencilerinin yaptığı modern dans gösterileri ve

yapılan Koşu yarışmalarında kazananlara verilen ödüller ile son buldu. 29-10-2008



           

Yapılan etkinliklerden 2 video

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Dinar İlçe MEM Duyurular

Google Arama

SAAT

Ulti Clocks content

MEB Haberleri

Anketler

Yeni sitemizi nasıl buldunuz?
 

Günün Sözü

Yunan serpuşu olan fesi giymek uygun olur da, şapkayı giymek neden olmaz? Ve yine onlara, bütün millete hatırlatmak isterim ki, Bizans papazlarının ve Yahudi hahamlarının özel elbisesi olan cübbeyi ne vakit, ne için ve nasıl giydiler?
Kemal Atatürk - 1925

SlideShow Pro

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan

23Nisan




© 2012 dinarulukoyioo.k12.tr
Joomla! is Free Software released under the GNU General Public License.